Filistinliler Kürdistan’a mı?

FİLİSTİN VE KÜRD İLİŞKİLERİNİN TARTIŞILDIĞI BU GÜNLERDE ŞUBAT 2007 TARİHİNDE BAŞKA BİR KONU VESİLESİYLE KALEME ALDIĞIM BİR YAZIYI YENİDEN GÜNCELLEŞTİRİYORUM.

Filistinliler Kürdistan’a mı?

Bir kaç günden beri Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abas’ın özel temsilcisi Cirbil Recub’un Irak’a ve Kürdistan’a gelmesi ile birlikte Kürdler ve Filistinliler arasındaki ilişkilere dair Kürdistan basınında ciddi bir tartışma başlamış bulunmaktadır..Bilindiĝi gibi Filistin delegasyonu Baĝdat’ta gelerek, Irak Cumhurbaşkanı Mam Celal Talabani, Irak Dışişler Bakanı Hoşyar Zebari vb.. Kürd yetkililerle görüştükten sonra Kürdistan’a gelerek Kürdistan Başkanı Kek Mesud Barzanî, Kürdistan Parlamentosu Başkanı Adnan Mufti, KDP ve KYP üst düzey yöneticileriyle görüştüler. Bu görüşmeler esnasında tarafların kamuoyuna yaptıkları ortak açıklamalarda „Filistin ve Kürdistan halklarının arasındaki tarihi ilişkileri canlandırma“ , Kürd siyasal partileri olan YNK, KDP ve Filistinli El Fetih arasındaki eski ilişkileri yeniden canlandırmak istediklerini vurguluyorlardı.. Taraflar yaptıkları tüm basın toplantılarında „görüşmelerin çok olumlu geçtiĝini“ vurgulamaktan geri kalmıyorlardı..Ama, bu arada hem Güney Kürdistan basını ve hem de bazı Arap ülkelerindeki basın çevreleri bu ziyaretin esas amacının „Irak’ta bulunan ve can güvenlikleri tehdit altında olan Filistinlilerin Kürdistan’a yerleştirilmek “ olduĝunu gündeme getirdiler. Her ne kadar taraflar organize ettikleri basın toplantılarında „Filistinli göçmenler meselesini konuşmadıklarını“ söyleselerde yine bu meseleye ilişkin tartışmalar devam etti..Çünkü, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abas, Mam Celal’a ve Kek Mesud’a göndermiş olduĝu mektuplarda „Irak’taki Filistinli göçmenlerin güvenliĝi ve koruma altına alınması“ konusunda yardımlarını istediĝi bilinmektedir. Kürd tarafı basın toplantılarında her ne kadar „göçmenler meselesi konuşulmadı“ diyorlarsada diplomatik bir dille böyle bir sorun gündeme gelirse, “ insani amaçla gerekenin yapılacaĝını“ ifade ediyorlardı..

Sorun Islam ve Arap cehennemin ortasında tüm handikaplarına raĝmen Kürdlerin yaratabildikleri kuşatılmış özgür ada olan Kürdistan’a Filistinli göçmenleri kabul edip etmeme meselesi deĝildir. Sorun; Filistinli siyasal partilerinin, Filistin hükumetinin, Filistinli halk ve aydınlarının Kürd halkına, Kürd kıyımına karşı takındıkları düşmanca tavır ve pratiklerden kaynaklanıyor. Kürdler, her zaman tek taraflı ve karşılık beklemeksizin Filistin halkını Israil devletine karşı desteklediler… Kürdistan’ın bir çok parçasında Kürdler Filistin’e giderek Israil devletine karşı savaştılar… Bu savaşlarda ölen Kürdler Israil’in eline saĝ düşen Kürdler oldu.. Kürdler, millet olarak, islami, liberal, solcu tüm siyasal partileriyle, Kürdistan için gerçekleştirmeyi başaramadıkları ulusal konsensusu Filistinlileri desteklemek için gerçekleştirmişlerdi.. Geçmişte çıkan Kürd siyasal partilerin basınına hafif bir göz atılsa Filistinlileri destekleyen binlerce makaleye rastlanır. Geçen yüzyılın doksanlı yıllarına kadar eser veren tüm önde gelen Kürd şairleri Filistin ve Filistinlilere ilişkin bir kaç şiir yazdıĝı görülür….Yaser Arafat ölene kadar özel doktoru bir Kürdtü… Filistin’de El Fetih ve Hamas arasındaki bu son çatışmayi durdurmak amacıyla iki taraf arasında ara buluculuk yapan bir Kürd işadamıdır!!! Son Hewlêr ve Suleymaniye basın toplantılarında Filistinli temsilciler „Kürd ve Filistin dostluk ilişkilerini“ Selahadin Eyubi’ye kadar götürebiliyorlardı..Filistin ve Kürdistan arasındaki ilişkiler hep tek taraflı, Kürdlerin hiç bir karşılık beklemeksizin Filistinlilerin hizmetine koştuĝu, onların sesini dünyaya duyurmaya çalıştıĝı ve gerekli gördüĝünde uĝruna öldüĝü bir ilişki tarzı oldu..Hiç bir Kürd geçen yüzyılın 90‘lı yıllarına kadar, Kürd ulusal çıkarlarıyla Israil devletine karşı savaşma habitusumuzu masaya yatırma ve bu paradoksu deşifre etmeyi aklının ucunda bile geçirmedi..Kürdleri köleleştiren Türk, Arap ve Fars devletleri gibi islam ülkeleriydi… Biz ise Kürdistanı işgal eden sömürgeci devletlerin perspektifiyle israil devletine karşı solculuk, saĝcılık yada islam adına düşmanlık yaptık. Bu devletler kendi ulusal çıkarları için Israil ile kapalı yada açık ilişkilere geçerken, biz kraldan daha kralcı olarak Israil’e karşı tavır alabiliyorduk.. Islam ve Arap devletleri, Israil devletiyle girdikleri ilişkileri kendilerine „hak“ ve „helal“ görürken, bize ise bu ilişkiyi „haram“ etmişlerdi.. Biz ise bizim düşmanlarımızın bize „haram“ ilan ettikleri şeyi içselleştirmiştik. Biz hâlâ da bizim düşmanlarımızın bize empoze ettikleri „haram“ ve „helal“ paradigmasını aşmış deĝiliz…

Filistinliler, Kürdlerin kendilerine karşı gösterdikleri bu karşılıksız dayanışmaya nasıl cevap verdiler?

Kürdlerin Filistin için savaştıĝı dönem, Güney Kürdistan siyasal partileri FKÖ ile olan ilişkileri esnasında Irak rejimine karşı savaşmayı gündeme getirdikleri zaman FKÖ „Arapların Israil devletine karşı savaşını zayıflatıyorsunuz“ diyerek reddetmişti…Baas rejiminin Kürdistan halkına karşı giriştiĝi soykırım olan Enfal operasyonları esnasında FKÖ, Saddam’ın yanında olmuş ve Kürdlere karşı işlenen suçlara ortak olmuştur.. Ayrıca, Saddam rejimi Kürdistan’da etnik arındırmayı gerçekleştirdiĝi, Kerkük vb.. tarihi Kürd şehirlerini Araplaştırmaya çalıştıĝı zaman binlerce Filistinli gönülü bir şekilde bu politikaya katılmış ve yerlerinden kovulan Kürdlerin arazi ve evlerine yerleşmişti. Bazıları Kürdlerle Filistinlilerin ilişkilerinin bozulmasını bu son yıllara dayandırıyor.. Ama bunun gerçeklik payı yok.. Çünkü, Kürd ve Filistinlilerin ilişkileri Filistin’e hizmet temelindeydi. Kürdler, ne zaman kendileri için ilişkilere girmeye başladı ve özgürlükleri için harekete geçti, ilişkiler koptu..1991 yılında Güney Kürdistan’da Kürdlerin gerçekleştirdiĝi büyük Raperin’inden sonra yaşanan yenilgi ve „büyük göç“ esnasında tüm dünya kamuoyu Kürdlerin yaşadıĝı trajediye kilitlenmişti.. Tam da o dönem bir gazeteci Yaser Arafat’a: „Irak uçaklarının Kürdlere karşı giriştıĝı saldırılara karşı ne düşündüĝünü?“ soruyor. Yaser Arafat Kürd milletini rencide eden aşaĝılayan ve Baas rejimini destekleyen şu açıklamada bulunuyor: „Kürdler Hükümete karşı isyan ettiler.. Irak uçaklarının onlara kızartılmış tavuk götürme durumu yoktur“!!! diye cevap veriyor.(Nureddin Weysî)… Daha dün Filistin Başbakanı Ismail Hania Kürdistan Peşmergelerine „çete“ diye hakaret etti..Filistinlilerin solcu şairi Mahmud Derweş geçmişte „Kürdistan“ diye bir şiir yazmıştı.. Son yıllarda şiir kitabının yeni baskısını yaparken, söz konusu olan şiiri yayınlamadı..El Qaide teröristleri 1 şubat günü Hewlêr’de Kürdlere karşı giriştiĝi intihar saldırıların da yüzlerce Kürd şehit düşerken Hamas’ın ruhani lideri Şeyh Yasin „hakettiler“ diye açıklamalarda bulunabiliyordu.. Daha sonra Israil’in bir saldırısında o hakettiĝi cezayi buldu..Hâlâ da Kürdlere karşı esas yaklaşımları deĝişmiş deĝildir.. Geçenlerde Kürdistan’da yapılan basın toplantılarda Mahmud Abas’ın özel temsilcisi Cirbil Recub’e Irak’ta federasyona ilişkin bir soru soruluyor… O ise özür dileyip sorulan soruya cevap vermemeyi tercih ediyor.. Buradan çıkan gerçek Filistinliler devlet kurmayi kendilerine hak, federasyonu dahi bize haram görüyorlar..Yine aynı basın toplantısında kendisine Hewlêr’de Filistin Konsulosluĝunun açılıp açılmaması soruluyor.. O, El Fetih’in bürosunun açılabileceĝini söylüyor.. Cirbil Recub kendisi Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abas’ın özel temsilcisi olarak Kürdistan’a gelmesine raĝmen, ilişkileri Filistin ve Kürdistan Hükümetleri arasındaki bir ilişki temelinde deĝil, El Fetih- KDP, El Fetih-YNK olarak kurdu.. Bu ise Kürdistan hükümetine, Kürd kazanımlarına düşmanlıktır..Ayrıca KDP yalanlamasına raĝmen bir çok Kürd basın çevresine yansıyan bir bayrak krizininde yaşandıĝı söyleniliyor.. Çünkü, ilk defa birileriyle yapılan bir basın toplantısında Kürdistan bayraĝı yoktu… Ayrıca Kürdistani Niwê gazetesi muhabirinin detaylı bilgi vermediĝini sebeb göstererek özür diliyor.. Ama, „basın toplantısı öncesi bir Kürdistan bayraĝı olduĝu ve sonradan sebebi belli olmayan nedenlerden dolayi bayraĝın kaldırıldıĝını“ yazıyor.. KDP ise açıklamasında „KDP politbürosuyla yapılan toplantının Kürdistan ve KDP bayrakları altında yapıldıĝını“ söyüyor.. Ama tartışılan bayrak meselesi toplantı salonuna ilişkin deĝil, basın toplantısı yerine ilişkindi.. Filistinli temsilciler basın toplantılarında „Irak’ın birliĝi“ni aĝızlarına sakız gibi almış ve Kürdlerin bu hususda oynadıkları „pozitif“ tavra övgüler yaĝdırıyorlardı..Aslında Filistinliler Arap şövenizminin bir parçası olarak Saddam rejiminin saflarında Kürdlere karşı jenosid suçunu işlediler..

Yazar, politikacı ve Irak Komünist Partisinin eski polit büro üyesi Dr. Kazım Hebib Medya gazetesine yaptıĝı açıklamada: „Kürdlere karşı Enfal operasyonlarında bazı özel birliklerde baştan Filistinliler olmak üzere Irak dışındaki Araplarda yer aldı“ diyor..Sayin Hebib uzun söyleşisinde Saddam rejiminin Kürdlere karşı soykırım yaptıĝı zaman gelişmelerden haberdar olan, gerçekleri gizleyen ve sessiz kalarak kırıma ortak olan Arap rejimleri ve Arap Birliĝi Kürd milletinden özür dilemelidir, diyor. Yine sayın Hebib Arapların biri kesimi siyasi gelişmelere karşı duyarlı deĝil , ama birileri onların adına Kürd soykırımına girişti ve bundan dolayi onlar sorumludur diyor. Filistinliler, bir yandan Kerkük’te Kürdlerin evlerini işgal ederken, diĝer yandan ise Filistin yönetimi Kerkük’te çıkan petrol gelirlerinden Saddam’dan gereken parasal yardımları alıyordu..Kürdlere de Kerkük petrolleri, kurşun olarak geri dönüyordu….Saddam Hüseyin rejimi Kuveyti işgal etmeden önce bu ülkede yüzbinlerce Filistinli vardı.. Baasçılar, Kuveyti işgal ettiĝi zaman Filistinliler Saddam güçleriyle beraber Kuveytlilere karşı ortak hareket ettiler.. Amerika tarafından Kuveyt Saddam güçlerinden temizlendikten sonra Kuveyt yönetimi sadece Filistinlileri kovmakla yetinmedi, Filistin yönetiminden ve Yaser Arafat’tan kamuoyu önünde açık özür dilemelerini istedi.. Fakat Yaser Arafat kabul etmedi, ama defalarca Kuveyt’e gitmek istemesine raĝmen bu ülkenin yönetimi kabul etmedi. Mahmud Abas Kuveyt’te gitmeden önce özür diledi ve ancak bu ülkeye gidebildi..1991 yılında Kürd ve Şii ayaklanmalarının bastırılmasında, Filistinli Baasçılar önemli bir rol oynadılar.. Saddam’ın kanlı rejimi yıkıldıktan sonra Şiiler bu çevreye karşı intikam almaya giriştiler.. Bu süreç hâlâ devam ediyor ve can güvenlikleri yoktur. Şiilerde, Kuveytler gibi kendilerine karşı yapılan suçları unutmuyor….Genel olarak Arapların ve özel olarak Filistinlilerin Kürd milletine hiç olmasa bir özür borcu var… Kuveyt topraklarında taşıyan insanlar kadar Kürd soykırımdan geçirildi ve Kürdistan harabeye çevrildi..Bugün Güney Kürdistan yönetimi hiç bir şey olmamış gibi davranamaz.. Kürdlere karşı işlenen suçlar var… Bu suçların bir hesabı olmalıdır. Irak’a yerleşen Filistinlilerin büyük bir kesimi Kürdlere karşı suçlara iştirak ettiler.. Kürd milletininde ve şehit ailelerinde duyguları var, açılan yaralar var. Eĝer Filistinlilerin Irak’ta can güvenliĝi yoksa, gidebilecekleri 20‘nin üzerinde Arap ülkesi var.. Sonuç olarak, Kürdlerin kıyımının sorumlusu Arap şövenizmidir… Kürdlerle Filistinlilerin „tarihi ilişkileri“ yerine Kürdler Israil ile olan „tarihi ilişkilere“ kafa yormalı.. Bizim ulusal ilişkilerimize hizmet edecek ve bizlerin önünü açan ilişkilere ihtiyacımız var..Neden Kürdler, Israil’e göçetmek zorunda bırakılan Yahudi Kürdlerin Anavatanlarına geri dönmeleri için girişimlerden bulunmuyor?Filistinlilerin gelmesi helal, Yahudi Kürdlerin gelmesi haram mı? 14.02.2007